ABD ve İsrail’in İran’a yönelik bombardımanı sırasında Minab’daki Şacereh Tayyebeh kız okuluna düzenlenen füze saldırısında 168 çocuk hayatını kaybetti. Kadınlar ve çocuklar savaşın tarafı değildir. Okulların bombalanması, sivillerin bilinçli ya da öngörülebilir şekilde hedef alınması uluslararası hukuka açıkça aykırıdır ve insanlığa karşı ağır bir suç niteliği taşımaktadır. Diplomatik yollar tüketilmeden yapılan tek taraflı saldırılar Birleşmiş Milletler Şartı’na aykırıdır. Hiçbir devlet, hiçbir askeri güç hukukun ve insanlığın üzerinde değildir.
Vakıf olarak; tüm dünyada çatışmalardan, salgın hastalıklardan, doğal felaketlerden etkilenen insanlara tıbbi yardım sağlayan, kâr amacı gütmeyen, uluslararası, bağımsız bir tıbbi, insani yardım kuruluşu olan “Médecins Sans Frontiéres” “Sınır Tanımayan Doktorlar” örgütüne bağışta bulunduk. Adı geçen kuruluş tarafından Vakfımıza teşekkür mektubu sunuldu.
Bu Çatışmanın Yıkımını, Umutsuzluğunu, Anlamsızlığını Ve Acımasızlığını Özetleyen Bir Görüntü Varsa, O Da Bu Görüntüdür.
Bağışla ilgili olarak Vakfımız Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Tatlıcı; “Ortadoğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla birlikte bölge fiilen yeni bir savaşın içine sürüklenmiştir. Bu savaş; doğrudan milyonlarca insanın yaşamını tehdit eden, ağır insani sonuçlar doğurabilecek büyük bir yıkım sürecidir. Savaşların bedelini ise her zaman olduğu gibi en savunmasız kesimler; çocuklar, kadınlar, yoksullar ve emekçiler ödemektedir. Bir okulun bombalanması sonucu onlarca çocuğun hayatını kaybetmesi ve yüzlercesinin yaralanması, yaşanan vahşetin boyutunu açıkça göstermektedir.
Okullar; silahların, askeri hesaplaşmaların ve güç mücadelelerinin değil, bilimin, aklın ve geleceğin mekânıdır. Çocukların bulunduğu eğitim kurumlarının hedef alınması insanlığa karşı işlenmiş ağır bir suçtur. Eğitimalanlarının savaşın parçası haline getirilmesi ve bunun da yanlışlıkla olduğu açıklamalarının arkasına sığınılması hiçbir koşulda kabul edilemez. Bu acımasız dünyada din, dil, ırk ayırmadan tüm insanlar için tıbbi yardıma koşan başta Sınır Tanımayan Doktorlar örgütü olmak üzere tüm dünya hekimlerine ve sağlık çalışanlarına yürekten teşekkür ediyoruz.” dedi.
“Médecins Sans Frontiéres” – “Sınır Tanımayan Doktorlar”
Médecins Sans Frontières (MSF), 1971 yılında Paris’te bir grup gazeteci ve doktor tarafından kuruldu. Bugün, yaklaşık 63.000 kişiden oluşan dünya çapında bağımsız bir hareketdir. Ekipleri, tüzüklerine bağlı on binlerce sağlık profesyoneli, lojistik ve idari personelden oluşmaktadır. Eylemleri tıp etiği, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleri tarafından yönlendirilir. Kar amacı gütmeyen, kendi kendini yöneten, üye tabanlı bir kuruluşdur. MSF, zor durumdaki nüfuslara, doğal veya insan kaynaklı felaketlerin mağdurlarına ve silahlı çatışma mağdurlarına yardım sağlamaktadır. Bunu ırk, din, inanç veya siyasi inançlardan bağımsız olarak yaparlar. MSF, evrensel tıp etiği ve insani yardım hakkı adına tarafsızlık ve tarafsızlığı gözetir ve işlevlerinin yerine getirilmesinde tam ve engelsiz özgürlük talep eder. Üyeler, mesleki etik kurallarına saygı göstermeyi ve tüm siyasi, ekonomik veya dini güçlerden tam bağımsızlığını korumayı taahhüt ederler. Gönüllüler olarak, üyeler yürüttükleri görevlerin risklerini ve tehlikelerini anlar ve derneğin karşılayabileceği herhangi bir tazminat için kendileri veya atadıkları için hiçbir talepte bulunmazlar.
Bu alanda belirtilen bağışlar ve yardım projeleri, vakfımızın kurucusu Nurten Tatlıcı ve onun değerli oğlu Uğur Tatlıcı tarafından, 2009 yılında ebediyete uğurladıkları, ismi vakfımız ile yaşamaya devam eden yardımsever insan merhum Salih Tatlıcı anısına ve onun yardımseverliğini kendi benliklerinde yaşatmak için yapılmıştır.














